mutluluğunuzu çalan 10 alışkanlık

her gün aynı şeyleri yaparak farklı bir sonuç elde etmeyi bekliyorsanız ya piyangodan bir para çıkmasını umuyorsunuzdur ya da bir miras bekliyorsunuzdur. şu anda ne yapıyorsak, ne düşünüyorsak yarın da aynı şekilde olacak. aynı mutsuzluklar, aynı tatminsizlikler… o zaman bir şey yapmalı.

önemseme zamanı [10]

büyük başarılar kolayca elde edilmiyor. üzerinde çalışmak lazım. süreç içindeki küçük başarıları doğru değerlendirmek bize cesaret ve direnç kazandırıyor.

vücut diliniz belirleyicidir

kişisel markalaşma dendiğinde çoğunlukla vücut dili ihmal edilir. iş görüşmesinde hareketleriniz söylediklerinizi desteklemiyorsa sonuç alabilir misiniz?

bir hizmeti veya ürünü sosyal medyada nasıl şikayet etmeli

bir ürün veya hizmetle ilgili bir şikayetimiz olduğunda bir çoğumuzun ilk hareketi konuyu sosyal medyada paylaşmak oluyor… ancak, sosyal medyada bir hizmeti veya bir ürünü şikayet ederken dikkatli olmakta fayda var.

başkası söyledi diye değil, sen istediğin için değişirsin.

hepimiz hayatımızda bir şeylerin değişmesini istiyoruz. biz değişiyorsak hayatımız da değişiyor ya da sadece bekliyoruz ve değişmiyor.

işinizi bırakma zamanı mı?

işinizi bırakma zamanı mı?

işinizden memnun musunuz? değilseniz bu konuda ne yapıyorsunuz? çoğunlukla işinden memnun olmayan insanlar en kısa zamanda başka bir iş arayışına girerler. peki bu tepkimiz, tatmin olacağımız bir iş bulmamızı sağlar mı?

olmasa olmaz mı yoksa olmalı mı?

olmasa olmaz mı yoksa olmalı mı?

çevremizde tanışmadığınız insanlar hakkında bir izlenime sahip misiniz? onların da sizinle ilgili bir izlenimi var. ama o izlenim gerçekten bizi mi yansıtıyor?

neden harika bir kariyere sahip olamayacaksınız?

doğru soruyu sormak

çoğumuz nereye gideceğimize dair ciddi bir planlama yapmıyoruz (hatta bazılarımız hiç planlama yapmıyor). hatta çoğumuz nerede olduğumuza dikkat etmediğimiz için varmak istediğimiz yere ne kadar sürede gidebileceğimize dair bir fikre de sahip olamıyor doğal olarak.

sorunun, cevabı belirlediğini vurgulayan bir hikaye var; belki biliyorsunuzdur. adamın biri, bir dağ köyüne gidiyormuş. ilk defa gittiği için yolu da tam bilmiyormuş. yokuş yukarı patikadan yürürken bir ağacın altında uyuklamakta olan yaşlı bir adama rastlamış. daha ne kadar bu sıcakta yürüyeceğini merak edip sormuş;

– merhaba amca. (adını siz koyun) köyüne daha ne kadar var?

gölgede uyuklayan amcadan hiç ses çıkmamış. adam duymadığını düşünerek bu sefer daha yüksek bir sesle tekrarlamış sorusunu. ama yaşlı amca hiç oralı olmamış. adam da bu faydasız görünen beklemeden sıkılıp tekrar yürümeye başlamış. o giderken yaşlı amca gözünü aralamış; 20-30 adım kadar adamı izledikten sonra;

– şşt, baksana!

adam arkasına dönüp yaşlı amcaya bakmış. yaşlı amca devam etmiş;

– o yürüyüşle 1,5 saatte varırsın

bu tavrı sinir bozucu bulanlar olabilir. ama şöyle de bir gerçek var: senin nasıl hareket ettiğin, seçimlerin, tavrın; alacağın sonucu belirliyor. bunu bilelim de “o kadar uğraşıyorum ve o kadar istiyorum, neden hayatımda istediklerim olmuyor” diyerek hayalkırıklığı yaşamayalım. neyi nasıl yaptığımız, sonucu ne zaman alacağımızı, hatta sonuç alıp alamayacağımızı bile belirliyor. istemek, tek başına yeterli değil.

kişisel markalaşmanın temelinde yatan ana fikir de bu; “neyi neden istiyoruz ve bu konuda neyi nasıl yapmak gerekir?” ve geleceğimizi nasıl değiştirebiliriz? 

 

evet, hayatımızı değiştirebiliriz… ama değişim, nereden ve nasıl başlıyor? bu konuda yapmamız gerekenleri mi yapıyoruz yoksa işimize geleni mi? uzun lafın kısası; hayatımızda değişim istiyorsak bunun için uğraşmamız gerekiyor. oturduğumuz yerden sadece “isteyerek” hayat değişmiyor ne yazık ki…